Yükleniyor

Türk Kardiyoloji Derneği (TKD) tarafından Kalp Yetersizliği Farkındalık Günü’ne özel basın toplantısı düzenlendi. TKD Kalp Yetersizliği Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Çelik ve TKD Kalp Yetersizliği Çalışma Grubu Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Özlem Yıldırımtürk, mayıs ayının ikinci haftası kutlanan Kalp Yetersizliği Farkındalık Günü kapsamında kalp yetmezliğine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundular.

Kalp yetersizliği, kalbin vücudun ihtiyaçlarını karşılayacak miktarda kanı pompalamakta yetersiz kaldığı, ciddi ve sıklıkla ölümcül bir klinik tablo olarak açıklanıyor. Kronik, sürekli devam eden bir hastalık olan kalp yetersizliği, çok çeşitli sebeplerle ortaya çıkabiliyor.

Kalp yetersizliği, 65 yaş üstü kişilerde en sık hastaneye yatış nedeni. Dünya genelinde kalp yetersizliğine bağlı olarak hastaneye başvuran her 2 hastadan 1’i sonraki 5 yıl içinde yaşamını yitiriyor. Hastalığın erken evrelerinde kalpte yetersizliğe ilişkin değişiklikler olmasına karşın herhangi bir şikayet de olmayabiliyor; ancak kalp yetersizliği ilerledikçe şikayet ve belirtiler ortaya çıkarak daha belirgin duruma geliyor.

Birçok kalp yetersizliği hastası, belirtileri yaşlılığın bir sonucu olarak değerlendirerek ciddiye almıyor. Bu sebeple de tedavileri gecikiyor. Ancak kalp yetersizliğinde de erken teşhis, diğer hastalıklarda olduğu gibi hayati önem taşıyor. 40 yaşından sonra düzenli kalp kontrollerinin yaptırılması, erken teşhis ve tanı için çok önemli olduğu gibi erken ölümlerin de önüne geçebiliyor. Bu nedenle kalp yetersizliği hastalığının farkında olmak, düzenli kontrol yaptırmak ve gerekli tedavileri aksatmadan almak gerekiyor.

Kalp yetersizliğinin tüm dünyada arttığına dikkat çeken Prof. Dr. Ahmet Çelik, “Dünya genelinde baktığımızda ABD’de yaklaşık 6 milyon kalp yetersizliği hastası varken, AB ülkelerinde yaklaşık 15 milyon hasta görülüyor. Türkiye’de ise 2-2.5 milyon civarında kalp yetersizliği hastası olduğu tahmin ediliyor. Genellikle 40 yaşından sonra yaş ilerledikçe kalp yetersizliği görülme riski de artmaktadır; ancak daha erken de görülebilmektedir. Yaptığımız çalışmalarla ülkemizde kalp yetersizliği görülme sıklığının ortalama yüzde 3’e yakın olduğunu tahmin ediyoruz. Batı Avrupa ve Kuzey Amerika’yla kıyasladığımızda (kalp yetersizliği) Türkiye’de yaklaşık 10 sene daha erken görülüyor. Ülkemizde ortalama yaşın 60 olduğunu biliyoruz. Batı’da da 70 olduğunu varsayarsak bizde 10 yıl daha erken görüldüğünü tahmin ediyoruz” dedi.

Kalp yetersizliğine neden olan bazı durumlar olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Özlem Yıldırımtürk ise “Türkiye’de ve dünyada kalp yetersizliğinin en sık görülme sebebi kalbi besleyen damarların tıkanıklığıyla beraber giden koroner arter hastalığı denilen durumdur. Kalp krizi geçiren hastaların bir kısmında, sonraki takiplerde maalesef ki kalp yetersizliği geliştiğini görüyoruz. Yaptığımız çalışmalarda kalp krizi geçiren hastaların yaklaşık yarısının kalp yetersizliği sebebiyle hastanelere başvurduğunu biliyoruz. Bunun yanı sıra kalp krizi veya kalp damar tıkanıklarına yol açan diyabet, hipertansiyon gibi hastalıkların kendileri de direkt kalp yetersizliğine sebep olabiliyor. Kalp kasının genetik hastalıkları ve kalp kasının enfeksiyonları da daha az görülmekle beraber kalp yetersizliklerine sebep olabiliyor. Tedavide kullandığımız bazı ilaçlar, özellikle de kanser hastalarında kullandığımız bazı ilaçlar, aşırı stres durumları ve gebeliğin kendisi de kalp yetersizliğine sebep olabiliyor. Bu nedenle kronik hastalığı bulunan hastalarda düzenli takiple kalp yetmezliği gelişip gelişmediğinin mutlaka kontrol edilmesi gerekiyor” diye konuştu.

Kalp yetmezliğinin belirtilerine değinen Prof. Dr. Çelik, şunları söyledi: “Kalp yetersizliği hastalarında en fazla görülen şikayet nefes darlığıdır. Bunun da çeşitleri vardır. Egzersizle olan nefes darlığında örneğin, hastanın daha önce 5 kilometre yürüyünce nefesi daralırken; kalp yetersizliği ortaya çıkınca 1 kilometre yürüyünce nefes darlığı yaşamaya başlayabilir. Bu hastalar en çok efor yaparken, merdiven çıkarken, yürürken nefes darlığından bahsederler.

Nefes darlığının arttığı daha ileri aşamalarda ise hasta geceleri uyuyamaz hale gelir, sırtını dümdüz yaslayarak yatamaz. Arkasına 3-4 yastık koymak zorunda kalabilir, bazı hastalar da oturarak uyuyabilir. Bu da hastalığın ilerlediğini, akciğerlerde sıvı birikmesine sebep olduğunu gösterir. Nefes darlığı dışında halsizlik, uyku hali, dinlenme isteği, çarpıntı, bayılma olabilir. Bu hastalar haftada iki kilodan fazla kilo alabilir, bu ödemin birikmesinden kaynaklanır. Ödem sebebiyle hızla kilo alırlar. Bu da hastaların vücudunda fazla sıvı olduğunun ve bunun vücuttan atılması gerektiğinin bir göstergesidir. Geceleyin olan öksürük şikayetleri, bundan dolayı uyuyamama ve nefes açlığı görülebilir. Karında şişlik, devamlı şişkinlik hissi, karın çapının giderek artması, bacaklarda şişlik, hasta yattığında sırt bölgesinde şişlik gibi şikayetler görülür. Depresyon bulguları da sık görülür. Devamlı bir telaş hali, hayattan zevk alamama gibi şikayetler de olur. Bu şikayetler ve hastaların bulgularıyla beraber kalp yetersizliği hastalarını değerlendirerek kalp yetersizliği olup olmadığını değerlendirebiliyoruz” dedi.

Prof. Dr. Yıldırımtürk, kalp yetersizliğinin kronik bir hastalık olduğunu bu nedenle mutlaka tedavi alınması gerektiğini belirterek, “Kalp yetersizliği hiçbir zaman tamamen düzelmez ama hastanın semptom ve bulgularını kontrol altında tutarak hastanın yaşam kalitesini artırmayı amaçlıyoruz. Bu hastalıkla ilgili geliştirilen birtakım yeni tedavi seçenekleri var. Dolayısıyla eskiye göre bu hastalara uyguladığımız tedavi seçenekleri daha fazla, böylece hastaların ömrünü ve yaşam kalitelerini artırabiliyoruz. Tedavi altında olan bir kalp yetersizliği hastasında ölüm riski, yüzde 10-15 seviyelerine kadar çıkabiliyor. Bu nedenle hastaların düzenli olarak tedavi altında kalması ve doktoruyla koordineli olması önemli. Hastanın şikayetleri artıyorsa, sık sık acile başvuruyorsa, hastaneye yatması gerekiyorsa da mekanik destek cihazları, kalp nakli gibi seçeneklerimiz var. Hastaların bunlara yönlendirilmesi çok önemli” açıklamasında bulundu.

Kalp yetersizliğinde çok fazla tedavi seçeneği olduğunu ve tedavi seçeneklerinin kalp yetersizliğinin türüne göre değiştiğini aktaran Çelik, “Kalbin büyümesiyle, zayıflamasıyla karakterize olan kalp yetersizliğinde daha fazla tedavi seçeneğimiz var. İlaç tedavilerimiz çok önemli. Her hastalıkta olduğu gibi kalp yetersizliğinde de tedaviye ne kadar erken başlarsak hastaların seyri o kadar iyi oluyor. Her kalp yetersizliği hastasında seyir kötü gidecek diye bir şey yok. Tüm dünyada kanıta dayalı olarak, faydalı olduğu gösterilmiş ve kalp yetersizliği hastaları kullandığında daha uzun süre ve daha kaliteli bir yaşam sağladığı gösterilmiş ilaç tedavilerimiz var. Bu ilaçları mutlaka hastalara önermeliyiz, hastaların da bu ilaçları düzenli bir şekilde kullanması gerekir. En büyük yanlış hastaların ilaçlarını aksatmaları ve bırakmalarıdır. O zaman bu hastalarda kalp yetersizliği daha kötü sonuçlara yol açabilir.

İlaç tedavilerini hastalara verdikten sonra eğer hala kalpteki kasılma gücü azsa ve hala hastaların şikayetleri çoksa o zaman cihaz tedavilerimiz, kalp pillerimiz var. Kalbin senkronizasyonu bozulduğunda şartları uyan hastalara kalp pili takıyoruz. Böylece senkronizasyonu bozulmuş kalbe tekrar bir senkronizasyon kazandırıp kalbin kasılma gücünü normale çıkarmayı sağlıyoruz.

Kalp yetersizliği hastalarının önemli bir kısmında da ölümcül ritim bozukluğu görülüyor. Bu hastalar için şok veren kalp pilleri var. Bu pilleri hastaya taktığımızda örneğin, piknikte hastada ritim bozukluğu meydana geldi. Pil, kalbe şok vererek kalbi yeniden normal düzeye getirerek ani ölümleri engellemiş oluyor.

Bunlara rağmen hastalar hala giderek kötüleşiyorsa o zaman yapay kalp, kalp nakli de şifa olabiliyor. İlaçtan nakile gidene kadar birçok tedavi seçeneğimiz var ve ülkemizde bunların hepsini yapabiliyoruz. Nakil, yapay kalp, destek cihazı, kalp pilleri ve ilaç tedavilerini hastalarımızda kullanabiliyoruz” diye konuştu.

Kalp yetersizliği hastalarına önerilerde bulunan Prof. Dr. Özlem Yıldırımtürk, şunları söyledi:

– Kalp yetmezliği hastalarında ilaç tedavilerinin kontrolü çok önemli. Bu tedaviye harfiyen uyulmalı. Hastanın, doktorun uyarıları dışında ilacını azaltması veya kesmesi hastalığın daha kötü seyretmesine yol açar.

– Hastanın iyi bir beslenme planı olmalı. Hasta kişinin doktoru eğer su ve tuz kısıtlaması yaptıysa buna dikkat edilmeli.

– Kalp yetersizliği hastaları mutlaka egzersiz yapmalı. Bu hastalar kendilerini sürekli halsiz ve yorgun hissederler; hareketsizlik de olunca kas kaybı meydana geliyor. Bu nedenle hastalar yürüyüş ve egzersiz yaparsa ve beslenmesine dikkat ederse yorgunluk şikayetleri azalır ve egzersiz kapasiteleri artmış olur.

– Bu hastalar grip, zatürre, Covid aşılarını mutlaka yaptırmalı. Kalp yetersizliği hastalarında ortaya çıkabilecek herhangi bir enfeksiyon, kalp yetersizliğine bağlı kötüleşmeyi daha yoğun bir biçimde ortaya çıkarır. Bu nedenle hastaları aşılayarak hastalığın seyrindeki kötüleşmeyi engellemiş oluruz.

– Kalp yetmezliği hastalarında kansızlık önemli bir problem olduğundan hastalar diyetlerine dikkat etmeli ve önerilen tedavileri almalılar.

24 SAATGÜNÜN ÖZETİ
24 saat
24 saat günün önemli haberleri ve gelişmeleri

Cevap Yaz veya Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.